Marullar'ın 'neiçinuğraşıyoruz'u etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Marullar'ın 'neiçinuğraşıyoruz'u etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Oca 2009

Marul: Bir durus metni...

Marul: Bir duruş metni...
Marullar kim?
      Marullar olarak, ekolojist savunuculuk yapmak amacıyla 2007-2008 dönemi başında bir araya geldik. Küresel iklim değişimini, gıda güvenliğini ve su güvenliğini gündem maddelerimiz olarak belirledik. İlk olarak küresel iklim değişimine yoğunlaşmaya karar verdik ve bu bağlamda iklim politikaları, enerji politikaları, nükleer karşıtı hareket ve sürdürülebilir yaşam konularında kampanyalar yürütüyoruz. Bununla ilgili olarak, küresel ölçekte yürütülen kampanyaları üniversite gündemine taşıyoruz1; kampüs içerisinde köklü dönüşümler yaratmak amacıyla kampanyalar düzenliyoruz.2 Bu çalışmalarda; sorunun kaynağına yönelik gerçekçi ve somut çözümleri savunuyoruz.

Neden BÜÇEK değil?
      BÜÇEK, ekoloji sorununa dair, kişisel ölçekte çözümler öneren etkinlikler yürütüyor. Birkaç örnekle açıklamaya çalışalım:
      Ağaç dikimi etkinliği, küresel ısınmayla ilişkilendiriliyor. Ancak yapmamız gereken, ekosistemleri korumak olmalıdır, hatıra ormanları oluşturmak değil.
      Adalar gezisi, Polonezköy gezisi, Kilyos uçurtma şenliği gibi etkinliklerin3 ise iklim politikalarıyla hiçbir bağlantıları olmadığının açık olduğunu düşünüyouz.
      Dahası, BÜÇEK GençTema’nın Boğaziçi Üniversitesi temsilcisidir. Bilindiği üzere TEMA Vakfı, küresel ısınma kaynaklı kuraklık sorununa, su tasarrufunu çözüm olarak önermektedir. Evsel su kullanım miktarı, toplam miktarın %10’undan bile azını oluşturmaktayken; petrol ve enerji sektöründe çalışan ve iklim değişiminin asıl sorumlusu olan büyük şirketlerden sponsorluk alan bu kuruluşun, sorunun köklü çözümüne ne derece odaklandığına şüpheyle yaklaşıyoruz.4
      BÜÇEK Yönetim Kurulu’yla, ortak çalışma imkanlarını incelerken, Marullar olarak, yukarıda değindiğimiz duruş farklılıklarını ortaya koyduğumuzda; zaten BÜÇEK temsilcileri de bizimle çalışmak istemediklerini sözlü olarak belirttiler.5 Ayrıca, buna ayıracak zamanları ve enerjileri de olmadığını ama Marul takımının yine de BÜÇEK bünyesinde çalışması gerektiğini ifade ettiler.6 Böylece, orta vadede herhangi bir ortak çalışma imkanı göremiyoruz.

Neden BUSOS?
      BUSOS kendini, “insan haklarına dayanan”, “katılımcı demokrasiyi yöntem olarak benimseyen”, “çözüm odaklı çalışan” bir sivil toplum kuruluşu olarak tanımlamıştır ve bu ilkeleri temel alarak; sağlık, eğitim, çocuk hakları ve benzeri alanlarda sosyal sorumluluk projeleri yürütmektedir.
      Biz Marullar olarak, ekoloji krizinin tüm canlıların temel haklarını tehdit eden politik bir sorun olduğunu düşünüyoruz. Sorunu bu düzlemde tartışabileceğimiz zeminin BÜÇEK değil BUSOS olduğuna inanıyoruz.

Sonuç
      Ekoloji krizi derinleşiyor. Acilen eyleme geçmek için “dünya kadar” sebebimiz var. Bu soruna dair herkesin ve her kurumun üzerine düşen sorumluluklar olduğuna inanıyoruz. Marullar olarak, doğru olduğuna inandığımız şekilde çalışmalar yürütüyoruz. Ortada bir faaliyet alanı çakışması olduğuna inanmıyoruz. Aksine, çalışmalarımızın ve duruşumuzun kampüs içerisinde ekoloji tartışmalarına renk katacağına inanıyoruz.

MARULLAR



1 Aralık 2007: “Kyoto’yu İmzala” kampanyası ; Nisan 2008: “Ya Patlarsa” haftası etkinlikleri.
2 1.Erkek Yurdu’nda Güneş Enerjisi kullanımı; Kilyos’ta Rüzgar; yemekhanede cam bardak kullanımı ve halen sürmekte olan, “Güneşlenen Yokuş” ; Kamuoyu Oluşturma kampanyası.
3 Bu başlıklar, BÜÇEK internet sitesinde en son 27 Aralık 2008 günü görülmüştür.
4 Ford Otosan, Koç Holding, Nissan, Opet ve Shell; Aralık 2008’de, TEMA’nın resmi sitesinde “Destekçilerimiz” başlığı altında yer almıştır.
5 23 Ekim 2008 tarihinde BÜÇEK Yönetim Kurulu başkanıyla yapılan görüşme.
6 Geçen yıl BUSOS’un her iki dönemin başında da BÜÇEK’le ortaklık kurma çabaları oldu. Bize BÜÇEK’ten en az bir temsilcinin aktif olarak Marul’la ilgileneceğini söyleseler de takıma dahil olmadılar ve bunun gerekli olmadığını iddia ettiler.

13 Kas 2008

Marul'un duruşuna dair bir yazı

“Marul, çevre, doğayı koruma... Hepsi aynı kapıya çıkar işte. “

Marul’un aynı kapıya çıkmadığına dair bir yazı

Önce bir örnek: Marullar için su sorunu, barajlarda suyun azalması sorununun oldukça ötesindedir[1]. Marullar için su sorunu; suyun ticarileştirilmesi, kuraklık, iklim ve enerji politikaları, insan hakları sorunudur.

Sonra başka bir örnek: Marullar farkındadır ki, bugün hızlanarak devam eden küresel iklim değişiminin sorumlusu fosil yakıt kullanımı kaynaklı karbon salımlarıdır. Marullar farkındadır ki, iklimi ve dolayısıyla tüm canlı yaşamını[2] kurtarmayı tartışırken, dünyanın en büyük on şirketinin 7’sinin petrol şirketi, diğer 3’ünün ise araba şirketi olduğu hesaba katılmalıdır. Marullar için iklim sorunu, odadan dışarı çıkarken ışığı söndürüp söndürmeme meselesinin çok, ama bayağı çok ötesindedir.[3] Bizim için iklim tartışması; bu paragrafın üçüncü cümlesi ışığında; devlet tarafından sübvanse edilen kömür santralleridir, Danimarka’nın soğuk, fırtınalı, kasvetli kış günlerinde dahi çalışan güneş panellerinin Türkiye’de verimsiz çalışacağına dair uyduruk kamuoyu kampanyalarıdır, serbest piyasa koşullarında bile binlerce yatırımcıyı sıraya dizen rüzgar enerjisinin kullanımı için yönetmeliklerin bekletilmesidir, Kyoto Protokolü gibi yarım yamalak bir metni bile imzalamayarak G.W.Bush’la aynı kefeye[4] düşülmesidir.

Ekolojist hareket, ve dolayısıyla Marul, çevreci harekete, ne kadar ittirip kaktırsak da, sığmaz.[5] Marul, sorunu sebebinden doğru çözmeye odaklanır, sonucundan değil. İyi niyetli, sevimli insanlar, kış gelmeye yüz tutmuşken burnu akmaya başlamış arkadaşlarına, burun damlası önermezler, doğru dürüst C vitaminli bir şeyler yemelerini, kalın giyinmelerini falan önerirler. Marul’un marifeti, küresel ısınmayla ilgili de aynı samimiyeti korumasıdır.[6]

“Çevre mi, ekoloji mi?” tartışmasının zemini üç aşağı beş yukarı budur. Bu tartışma, ilgili konularda çalışan kişi ve kurumların iç tartışmasıdır. An itibariyle bizim için önemli olansa, bu tartışmanın çözümlenmesi falan değil. Bizim derdimiz, dünyanın yanıyor oluşu ve acilen harekete geçmemiz gerekliliği. Ne ağaç dikilmesiyle, ne yerlere çöp atılmaması için uğraşılmasıyla, ne de diş fırçalarken muslukların kapatılmasını hayatın anlamı olarak görmekle bir derdimiz var.[7] Çok daha basit bir şey diyoruz: Biz, öyle bir takım değiliz. Bizim hedeflerimiz, vizyonumuz, beklentilerimiz, dünya görüşümüz başka. Kampüs içinde Marul’a yer açmamak, “Aman canım, sonuçta hepsi toplumla falan uğraşıyor işte.” deyip Türkiye’deki bütün sivil toplum kuruluşlarını tek bir kurum altında birleştirmeye çalışmakla (en azından düşünsel düzlemde) aynı şeydir.[8]

MARULLAR



[1] “ötesindedir” diyoruz, “dışında” değildir.

[2] Bunu söylerken bazı böcek türlerini ve tek hücrelileri parantez içine alıyoruz.

[3] Bkz. Dipnot 1

[4] “aynı kefeye” diyoruz ama, aslında bu kefede yalnızca ABD ve Türkiye olduğu için, “aynı çukura” da denebilirdi.

[5] Marullar bu ittirip kaktırma işini, son derece iyi niyetle, aylar boyunca denediler. Bize güvenin, sırf teorik gevezelik etmiyoruz; deneyle de sabit, hakikaten sığmıyoruz. (Detaylar için herhangi bir maruldan, geçen sene BÜÇEK’in Marul’daki ortaklığının kapsamını dinleyebilirsiniz.)

[6] Burada bir parantez açıp, olası bir mantık hatasına dair uyarıda bulunmalıyız. Bu cümlenin aksi, hiçbir şekilde önceki cümlenin aksini gerektirmez: İnsanlar sevimliliklerini sadece sevdikleri insanlara yöneltebilirler. Bununla ideolojik bir sorunumuz yok. Kimseye ahlak dersi vermiyoruz. Parantezi kapatıyoruz.

[7] Dahası, hepimiz, kendi yaşamlarımız içinde zaten bu konularda hassasiyet gösteriyoruz. Eşek olmadığımızı belirtmek için dahi dipnot yazışımızın iyi niyetimizin göstergesi olmasını umuyoruz.

[8] Bunu kesinlikle savunmadığımızı belirtmeye gerek var mı?

6 Eki 2008

Neyi Savunuyoruz?

Neyi Savunuyoruz? (2008-2009 broşüründen)

* Sürdürülebilir bir dünya (sürdürülebilir tarım, sürdürülebilir iklim, sürdürülebilir kültür…) için çalışıyoruz.
* Güneş, rüzgar gibi yenilenebilir ve güvenli enerji kaynaklarını savunuyoruz. Nükleer, kömür gibi dünyaya ve canlılara zarar veren enerji kaynak gıcık oluyoruz.
* Daha az karbon salan ulaşım politikaları istiyoruz. Toplu taşımayı, bisikleti ve tabanvayı tercih ediyoruz.
* Bitkilerin genetiği ile oynayanları, canlıların var olma haklarına müdahale edenlerden hiç haz etmiyoruz. Ekolojik tarımı ve daha az et yemeyi destekliyoruz.
* Su mal değil haktır diyoruz.
* Tüm bu savunduklarımızıda tabandan gelen bir aktivizmle küresel düşünüp yerel örgütlenerek yapıyoruz.