15 Oca 2009

yemekhane kampanyasi amacina ulasti!

"Plastik bardak tamamen kullanımdan kalksın" ve "Yemekhanede etsiz yemek de sunulsun" talepleri ile geçen dönem başladığımız yemekhane kompanyası sonuçlandı. İşte yemekhaneden, kampanyanın sonucu ve marulun kampanyaya dair motivasyonunu anlatan hayal ürünü bir diyalog:

- abi, suyu uzatsana... bu arada, cam bardağa geçilmis yine??
-
evet usta, yıl başından berı cam bardak var yemekhanede…

- plastik iyiydi ya, temiz temiz…
-
olur mu usta… o temiz dediğin, petrol ürünü… hem de tek kullanımlık bardak o. her öğün 1500 kişi yese 1500 bardak atılıyor demek bu çöpe… sonra o bardaklar karışmıyor doğaya 1000 yıl…
-
cam bardak da öyle değil mi? o da cözünmüyor kolay kolay…
-
ama bir cam bardağı onlarca yıl kullanırsın, kırılırsa onu geri döüştürür ve yine kullanırsın… o yüzden uğraştı bu marullar bu işle.
-
marullar? başka n’apıyo bunlar?
-
yemekhanede mi? yine yılbaşından beri yemekhanede etsiz yemek de çıkıyor, et yemeyenler için, fark ettin mi? bu işin peşinden koşanlar da onlardı.
-
yani vejeteryan bu marul insanları? bi de geri dönüsümcü falan?
-
yok hocam… durum o degil, “tüketmeme haklarını savunuyorlar” . kullan-at alışkanlığına karşı hareket ediyorlar bu bardak olayında…
-
vejeteryanlık?
-
geçenlerde afişler vardı ortalıkta “tavukların koşma hakkı vardır” diyordu..
-
:) ehe, hatırladım…
-
bi de 1 kg patates üretmek için 0,2 m3 , buğday için 1,2 m3 su gerekiyorken; beyaz et için 2,8 m3 ve hatta kırmızı et için 16 m3 su gerekiyormuş…
-
o da vardı başka bir afişte, evet…
-
iklim değişiyor, su tükeniyor diyorlar bu marullar…
-
ne yani vejeteryan mı olalım abi ya?
-
yok hocam, vejeteryan ol değil de, her öğün kesin et yemeye de gerek yok bence… hem sana da zararı yok değisikliğin bak, senin yiyeceğin yemek de çıkıyor, benimki de…
-
yemekhane batar lan bu uygulamayla. . bir sürü yemek artar...
-
n’aptın usta ya, bu etsiz yemek az çıkıyor zaten… pilot uygulama imiş bu, talebe göre arttiracak ya da azaltacaklar… ama zaten simdiye kadar hep bitiyormuş.. .
-
hmm…
-
cam bardak olayı da ihale maddelerine eklenecekmiş bundan sonra…kalıcı çözüm buldular, artik plastiğe donuş yok...
-
ya aslında iyi abi ya, geçenlerde cacığı bile plastik kaba koyuyorlardı… iyiymis marul… baska n’apıyolar biliyo musun?
-
bi “güneşlenen yokuş” projeleri var devam eden… güneş panellerini takmak istiyorlar… ama çok bi bilgim yok… ama bir internet siteleri vardı, yazmıştım bi yere…
-
kulüp mu bunlar?
-
yok, BUSOS’ta bir takım… Hah, bak www.marullar. blogspot. com
-
dur yazayım, bizim Baris ilgilenir bu işlerle, ona veririm…


2 Oca 2009

Marul: Bir durus metni...

Marul: Bir duruş metni...
Marullar kim?
      Marullar olarak, ekolojist savunuculuk yapmak amacıyla 2007-2008 dönemi başında bir araya geldik. Küresel iklim değişimini, gıda güvenliğini ve su güvenliğini gündem maddelerimiz olarak belirledik. İlk olarak küresel iklim değişimine yoğunlaşmaya karar verdik ve bu bağlamda iklim politikaları, enerji politikaları, nükleer karşıtı hareket ve sürdürülebilir yaşam konularında kampanyalar yürütüyoruz. Bununla ilgili olarak, küresel ölçekte yürütülen kampanyaları üniversite gündemine taşıyoruz1; kampüs içerisinde köklü dönüşümler yaratmak amacıyla kampanyalar düzenliyoruz.2 Bu çalışmalarda; sorunun kaynağına yönelik gerçekçi ve somut çözümleri savunuyoruz.

Neden BÜÇEK değil?
      BÜÇEK, ekoloji sorununa dair, kişisel ölçekte çözümler öneren etkinlikler yürütüyor. Birkaç örnekle açıklamaya çalışalım:
      Ağaç dikimi etkinliği, küresel ısınmayla ilişkilendiriliyor. Ancak yapmamız gereken, ekosistemleri korumak olmalıdır, hatıra ormanları oluşturmak değil.
      Adalar gezisi, Polonezköy gezisi, Kilyos uçurtma şenliği gibi etkinliklerin3 ise iklim politikalarıyla hiçbir bağlantıları olmadığının açık olduğunu düşünüyouz.
      Dahası, BÜÇEK GençTema’nın Boğaziçi Üniversitesi temsilcisidir. Bilindiği üzere TEMA Vakfı, küresel ısınma kaynaklı kuraklık sorununa, su tasarrufunu çözüm olarak önermektedir. Evsel su kullanım miktarı, toplam miktarın %10’undan bile azını oluşturmaktayken; petrol ve enerji sektöründe çalışan ve iklim değişiminin asıl sorumlusu olan büyük şirketlerden sponsorluk alan bu kuruluşun, sorunun köklü çözümüne ne derece odaklandığına şüpheyle yaklaşıyoruz.4
      BÜÇEK Yönetim Kurulu’yla, ortak çalışma imkanlarını incelerken, Marullar olarak, yukarıda değindiğimiz duruş farklılıklarını ortaya koyduğumuzda; zaten BÜÇEK temsilcileri de bizimle çalışmak istemediklerini sözlü olarak belirttiler.5 Ayrıca, buna ayıracak zamanları ve enerjileri de olmadığını ama Marul takımının yine de BÜÇEK bünyesinde çalışması gerektiğini ifade ettiler.6 Böylece, orta vadede herhangi bir ortak çalışma imkanı göremiyoruz.

Neden BUSOS?
      BUSOS kendini, “insan haklarına dayanan”, “katılımcı demokrasiyi yöntem olarak benimseyen”, “çözüm odaklı çalışan” bir sivil toplum kuruluşu olarak tanımlamıştır ve bu ilkeleri temel alarak; sağlık, eğitim, çocuk hakları ve benzeri alanlarda sosyal sorumluluk projeleri yürütmektedir.
      Biz Marullar olarak, ekoloji krizinin tüm canlıların temel haklarını tehdit eden politik bir sorun olduğunu düşünüyoruz. Sorunu bu düzlemde tartışabileceğimiz zeminin BÜÇEK değil BUSOS olduğuna inanıyoruz.

Sonuç
      Ekoloji krizi derinleşiyor. Acilen eyleme geçmek için “dünya kadar” sebebimiz var. Bu soruna dair herkesin ve her kurumun üzerine düşen sorumluluklar olduğuna inanıyoruz. Marullar olarak, doğru olduğuna inandığımız şekilde çalışmalar yürütüyoruz. Ortada bir faaliyet alanı çakışması olduğuna inanmıyoruz. Aksine, çalışmalarımızın ve duruşumuzun kampüs içerisinde ekoloji tartışmalarına renk katacağına inanıyoruz.

MARULLAR



1 Aralık 2007: “Kyoto’yu İmzala” kampanyası ; Nisan 2008: “Ya Patlarsa” haftası etkinlikleri.
2 1.Erkek Yurdu’nda Güneş Enerjisi kullanımı; Kilyos’ta Rüzgar; yemekhanede cam bardak kullanımı ve halen sürmekte olan, “Güneşlenen Yokuş” ; Kamuoyu Oluşturma kampanyası.
3 Bu başlıklar, BÜÇEK internet sitesinde en son 27 Aralık 2008 günü görülmüştür.
4 Ford Otosan, Koç Holding, Nissan, Opet ve Shell; Aralık 2008’de, TEMA’nın resmi sitesinde “Destekçilerimiz” başlığı altında yer almıştır.
5 23 Ekim 2008 tarihinde BÜÇEK Yönetim Kurulu başkanıyla yapılan görüşme.
6 Geçen yıl BUSOS’un her iki dönemin başında da BÜÇEK’le ortaklık kurma çabaları oldu. Bize BÜÇEK’ten en az bir temsilcinin aktif olarak Marul’la ilgileneceğini söyleseler de takıma dahil olmadılar ve bunun gerekli olmadığını iddia ettiler.

23 Ara 2008

Kamuoyu Olusturma Kampanyasi - 4

Kamuoyu Oluşturma Kampanyası afişlerimiz:
22-28 Aralık haftası


Canlıların genetiğiyle oynanmasının
açlığa çözüm aramakla ilgisi yok!
Dünyada yıllık gıda artışı, nüfus
artışından %50 daha fazla.*
Sadece ABD’de “israf edilen” gıda ile,
80 milyon kişinin doyması mümkün.**
GDO'ya HAYIR!
*Kaynak: BM Gıda ve Tarım örgütü
**Kaynak: ABD Tarım Bakanlığı



Hava kirliliğini bahane gösterip pet
şişede oksijen satmak, mantıklı
değildir; hava kirliliğini de
azaltmaz.
Bugünkü su politikalarıyla
benzerliği görebiliyor musun?


Su tasarrufu için yeşil çözüm:
Ürün                     Üretimi için gereken su
1 kg patates        0,2 m3
1 kg mısır             0,5 m3
1 kg buğday         1,2 m3
1 kg kanatlı eti      2,8 m3
1 kg kırmızı et       16 m3

20 Ara 2008

Come one, come all... A short intro

Wait, “Marul”? What?
Obviously your dictionary can’t be lying to you, so yes, “Marul” means “lettuce”. Your common everyday lettuce. You can look at this in all kinds of metaphorical ways of course (or maybe not), but is there any particular reason why we picked this name? Not really, somehow it represents us well, and we just thought it was fun.

But of course, the Marul team isn’t a static, vegetative entity; it’s more of a dynamic, thriving entity that bears fruit in various ways. Before we go into that though, here’s a tiny bit of background to give you a sense of who we are.

The Marul team was formed within BUSOS (Boğaziçi University Social Services Club) in 2007 by a group of young activists interested in ecological advocacy. Note the “ecological” approach (as distinct from the “environmental” one). The team’s major areas of activity are global climate change, energy efficiency, and food and water safety. Marul also forms part of the Turkish leg of Solar Generation, which is a Greenpeace youth organization addressing energy issues.

So we threw out this phrase, ecological advocacy. What exactly do we mean by advocacy, and how does that reflect on how we work?
Whatever your understanding of advocacy might be, one thing it isn’t is insensible, empty statements or assertions that won’t tell people anything about what you’re doing, and more importantly, why you’re doing it. Not only do you have to present your stance, you also have to back it up with a good argument, which ultimately is the only way to further your cause. In keeping with this idea, the Marul team does individual and/or group readings to have a deeper understanding of the systems fueling the problems that the ecology movement seeks to bring solutions to, and the possible arguments and counterarguments that arise. Members of the team also do research to help the running campaigns in any possible way, and also to be able to devise the most appropriate projects within the scope of these campaigns.

With that said, it obviously follows that Marul’s idea of advocacy involves both the argument and the action. What can we do to be part of the solution to the many many ecological issues the world is faced with? The answer is bottom-up activism: Thinking globally, acting locally. Taking these large-scale issues and making them our own. In this aspect, direct action and public opinion campaigns are equally important to us. We work primarily within the campus, but the members also participate in outside events like taking part in demonstrations, attending trainings and film festivals etc.

Ooookay. That’s a lot of talk. How do we really do all that?
Through regular meetings. Everything is discussed in these meetings, and we build on one another’s ideas to come to an agreement about what should be done. We assign tasks to work systematically and to make sure things get done, as opposed to a decision being taken and being put into action oh I don’t know… sometime… by someone… But of course, the process is just as important as the outcome. The most important thing is that we enjoy doing what we do. Marul is not a strict little task force. Yes, we’re dedicated, but we also have fun and keep the general motivation of the team going.

What are we doing now?
Lots! Currently our focus is mostly on global climate change. Our main project involves turning the 17 streetlamps on the South Campus driveway into solar powered lamps. We also have side projects including action against the use of plastic cups in the dining halls, and also demanding a vegetarian menu as an alternative for those who prefer not to eat meat. We run public opinion campaigns in the form of putting up posters, with a specific topic for each rotation of posters, including anti-nuclear action, renewable energy, and food and water issues.

So you can… contact us! Our meetings are at 17:00 every Tuesday in the BUSOS club room, so feel free to stop by anytime with questions, comments, to get more info or to join the team! You can also e-mail us at
marultoplulugu@gmail.com. You don’t need any sophisticated knowledge, or prior experience with activism; we’re open to everyone who’s interested and willing to put in the effort.

Kamuoyu Olusturma Kampanyasi - 3

Kamuoyu Oluşturma Kampanyası afişlerimiz:
15-21 Aralık haftası


Nükleer ihale hükümetin elinde patladı!
Ya nükleer santral patlasaydı?


“Teknoloji geldi, Çernobil geçmişte
kaldı.” MI? Pek öyle görünmüyor.
Sığdırabildiğimiz kadarı:
13 Kasım 2002 İngiltere - Dounreay
5 Haziran 2008 Slovenya - Krsko
19 Eylül 1999 Japonya - Tokaimura
Mayıs 2005 İngiltere - Sellafield
17 Ekim 2006 Bulgaristan - Kozloduy
12 Mart 2006 Japonya - Ohi
Temmuz 2006 İsveç - Forsmark
19 Temmuz 2007 ABD - Oyster Creek
16 Şubat 1998 İsrail - Dimona
Temmuz 1999 Japonya - Tsugura
4 Ağustos 2004 Japonya - Mihama
24 Temmuz 2008 Fransa - Tricastin


Nükleer santralimiz olmasa
ne aç kalırız, ne de açıkta!
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bile,
tüm o santral projeleri gerçekleşirse,
kurulu nükleer enerji arzını toplam
enerjinin %4'u olarak öngörüyor.

28 Kas 2008

Kamuoyu Olusturma Kampanyasi - 2

Kamuoyu Oluşturma Kampanyası afişlerimiz:
24-28 Aralık haftası


Teknolojik, ekonomik ve sürdürülebilir bakımdan:
Güneş enerjisi potansiyeli,
dünyanın enerji ihtiyacının
3.8 katını karşılayabilecek miktardadır.*
Hem de risksiz.
* Greenpeace Enerji [D]evrimi raporu 2007


Merkezi enerji santrallerinden sağlanan
enerjinin %78’i fizik yasaları sebebiyle kaybedilir.
Fizik yasaları değişsin diye beklemek yerine
yerinden, yenilenebilir, temiz
enerji kaynaklarını savunuyoruz.


İklim değişimini acilen durdurmak için
dünya kadar sebebimiz var!

Kamuoyu Olusturma Kampanyasi - 1

Kamuoyu Oluşturma Kampanyası afişlerimiz:
17-21 Aralık haftası


Nehirlerin akma hakkını;
tavukların oradan oraya koşuşturma hakkını;
bitkilerin, doğal genleriyle yaşama hakkını
hesaba katmadan
çiftçi haklarından
kadın haklarından
insan haklarından
bahsedilemez...




Sorunu doğru yerde aramak gerek:
1900 yılından beri kullandığımız
enerji miktarı, 1900 yılına kadar
(yani yaklaşık 50.000 yıldır)
kullanmış olduğumuz enerji miktarından daha fazla!




Eğer ekolojik dengeler bozulursa;
- hastalıklar çoğalır ve yaygınlaşır; sağlık hizmeti ve ilaç sektörlerine talep artar
- su baskınları sıklaşır; hem temizlik masrafları hem de yol bakım masrafları oluşur
- kuraklık meydana gelir; sular kesilir, herkes şişelenmiş su tüketir
- fırtınalar, kasırgalar çoğalır; şehirler, köyler terk edilir; ulaşım ve inşaat sektörleri bayram eder;
yani, bugünün hesap mantığıyla,
ülkenin GSYİH’si artar; ekonomi büyür.(!)